 | Yöresel Etkinlikleri Organize Edenlerin Amacı Kişisel Çıkar mı? |
Garip_Can bildirdi: "
Bu son dönemlerde, özellikle gurbetçilerin yaz aylarında senelik iznine gittikleri sıralar, bir kaç köyün bileşeni veya Aşiret menşeili dernek, vakıf, kurum, kuruluş çeşitli festival etkinlikleri düzenlemektedirler...
Hatta Avrupadaki gurbetçilerin bu kurum, kuruluşlara sunduğu maddi katkılarla köy odası, kültür evleri, cem evleri vb.. yapılarda inşah edilmektedir...
Yaklaşık on beş yıldır, gidemediğim ve hasret duyduğum memleket topraklarına çeşitli nedenlerden dolayı gidememekteyim...fakat doğduğum Kistik
(Türkçe ismi Günaltı) köyümün dernek (GÜN-DER) başkanına huzurunuzda teşekkür ederek, benim gerçek bir 'Mülteci yaşam öykü' konusunu anlatan yazdığım kitabımı köydeki kültür evi kitaplığına koyduğunu öğrendim ve bir haylide mutlu oldum...
İnsanın kendi doğduğu büyüdüğü yere böyle bir yapıtının gitmesi kadar güzel bir duygu pek kimseye nasip olamaz sanırım!... Fakat üzülerekte belirtmek istiyorum; köy derneğinin bu yaz sezonunda yaylada verdiği piknik yemeğinde, özellikle köy heyetinde sorumlu olan kişi/kişilerin olumsuzlukları sonucu, karakol güvenliğinin iki yıl piknik yasağı getirdiğini öğrendik!...Peki onlara sormak istiyorum; Kisitik'in dağlık alanda kurulmasından dolayı yoksulluk sonucu erkenden geçim sonucu başka bölgelere gidip farklı gelenek ve kültür zenginliğini görerek, özellikle kendi komşu çevre köylerine örnek yardımlaşmada bulunarak ve yemek sofrasını kurmada örnek davranışınıza ne oldu?...
Ben, musadenizi rica ederek, bu kurumların ve şahısların organize ettikleri bu etkinlikleri ve yaklaşımlarına biraz değinme gereği duyuyorum...
Siz, organize ettiğiniz bu etkinliğe kaç tane kendi bölgenize ait Sanatçı, davet ettiniz?...
Siz, kaç tane Ozan, davet ettiniz?...
Siz, kaç tane Şair, davet ettiniz?...
Siz, kaç tane Ressam, davet ettiniz?...
Siz, kaç tane Çevreci vs.. davet ettiniz?...
Siz, kaç tane Aydın, Yazar, Edabiyatçı, davet ettiniz?...
Veya bu yukarda saydığım kesimlerin ürettiği hangi ürününü, yaptığınız etkinlikte standını açarak, tanıtımına ve satımına örnek davranış sergilediniz? Organize edilen bu festival türü etkinlikler genelde ya bir kaç grubun bir araya gelmesi sonucu ya da bir kaç Aşiretçi anlayışlıların bir araya gelerek maksatlı düzenledikleri etkinliklerdir...
Peki davet ettikleri kimlerdir? Dersime bakıyorsun (kişiliğini beğenir beğenmesiniz o başka) yıllardır içinde doğup büyüdüğü ve seçmen olarak parlamentoya gönderdiği Kamer Genç'i protokole dahil etmiyorlar, AKP devlet bakınını davet ederek baş köşelerine oturtmaktadırlar...
Yapılan bu festival türü etkinlikler hakkında haklı eleştirilerini yapmaları için söz hakkı verdiğimiz ve çeşitli dallarda ünvan sahibi olanlarla yaptığım söyleşilerde, " bu tür etkinlikler güzeldir yapsınlar." demekle yetindiler. Halbuki daha güzel şeylerin yapılması için ve kültürel, edebiyat alanında çeşitli yeteneklerin ortaya çıkması için, eleştiri ve önerileri olabilmeliydi/olabilmelidir...ama herhangi bir alanda çıkardığı bir yapıtı, albümü,kaseti vb.. varsa, onun tüketimini düşünerekten gerçeklere dokunma medeni cesaretini gösteremiyorlar...
Bizim bölgeye bakıyorsun; yukarda saydığım kriterlere sahip yöre değerlerinden birini dahi organize ettikleri festival etkinliğinde yoktur!...
Kimler var? yıllardır (olmayan sesi ile) Aşiret Ocak'lı Kantarma köyündeki bir kaç tane (gerçek hakkı teslim edilecekler var) hatırı sayılır Alevi dedesinde alıp götürdüğü 'deyiş'leri, bu son günlerde tümden ne memenem oldukları ortaya çıkan TRT'nin resmi devlet sanatçısı olarak şövenist CHP kuyrukçuluğunu yapan Arif Sağ, Sabahat Akkiraz, ve yetişmeleri vb.. 'deyiş'leri Ankara TRT merkezine götürüp türküleştiren asimileci sanatçı tayfalarına halkın maddi değerlerini peşkeş çekerek, ödül, plaket vererek onurlandırmaktadırlar...
CHP'nin artık Ergenekon terör örgütünün sivil siyasi kanadı olduğunu herkes çok iyi bilmektedir...
Geçenlerde babi-ali basınına gerçek yüzünü anlatan İttihatç-i kemalist ideoloji zihniyetli Sabahat Akkiraz, Ergenekon'un siyasi kanadı CHP ve onun başı Baykal'a sitem ederek, " Osmanlı'nın baskısı Cumhuriyet'le sona erdi ve Aleviler nefes aldı. O yüzden Atatürk'e vefa borcumuz vardır. CHP bizi dinler dinlemez. Ama bizim oyumuz CHP'yedir. Başbakan'ın siyasi fikri bana uzaktır, Deniz Baykal'ın yakındır ama o hiç beni konuşmaz bile." dedi. Peki şu, Türk olmayan Sırp-Yahudi devşirmesi Atatürk, Cumhuriyet döneminde pilot olan manevi (soyu sopu bellirsiz) kızım dedikleri Sabiha Gökçek, Dersimde kaç bin Alevi bombardıman sonucu katlettiğini bilmiyor mu? Cumhiriyet döneminde Çorum, Malatya, Maraş, Sivas, Gazi olayları en çok Cumhuriyet döneminde olmadı mı? yoksa öyle birşey olmadı da Aleviler kendi kendilerini mi katlettide biz mi bilmiyoruz?
Daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi, Alevi olupta CHP'yi hâlâ Alevilere adres gösteren bu tip kişi/kişiler, en direk Ergenekon üyesi olmasa bile Ergenekon terör örgütü tarafından yönlendirilmektedirler!!!
Şu hususu açıkça belirtmek isteriyorum; Sinemilli Kantarma Ocağı Alevi dedeleri, her nedense, kendi içinde ve yöresinde çıkan sanatçılara deyişlerini okutarak, ön plana çıkaramamışlardır...fakat deyişlerinden, yıllarca maddi rant sağlayan ve bu Kızılbaş-Alevi deyişlerini türkü modunda okuyarak, Alevi kesimini katleden yapıların (iktidarda veya muhalefeteyken) Alevi kesimini katleden yapıların destekçisi sanatçı hegomanyasına hep öncelik vermişlerdir ve hâlâ vermektedirler...
2006 yılında İsviçre'de oluşturulan Elbistan ve Çevresi Sosyal Dayanışma Vakfı (EL-ÇEV)'nın 2006 yıl sonunda organize ettiği etkinliğe konuk olarak katılan Ciwan Haco'ya, diğer yöreden katılan tüm sanatçıların ücreti kadar para ödemişlerdi ve ben br yazımda bunun bir adaletsizlik olduğunu belirtmiştim...
Diğer bir husus ise, kendini demokratik çevrelere 78 kuşağı olarak lanse eden/edenler var... Bakıyorsunuz adam bin bir türlü ip cambazı rölünü oynuyor!...burada onurlu ve dürüst 78 kuşağında olanları tenzih ediyorum. Fakat bir kısmı var ki, ismini burada anmaya değmez,. kendime olan saygımdan ötürü, bire birde olsa, yaşçada büyük olduklarından dolayı kırmak istemediğim halde, beni saygısızlığa zorlamaya çalışıyor/çalışıyorlar. Geçmişlerine ve şimdiki duruşlarına bakıyorsun, kendisinde sonraki kuşağa hiç birşey veremediği gibi, örnek alınacak bir tarafınıda göremezsiniz. Bu kuşaktan bir kısmı Avrupa ülkelerinde mülteci olarak, ya bir sosyal kurum yönetiminde, ya Alevi kuruluşlarına demir atmış veyahut emek işgücü alanında sakin bir yaşam sürdürmektedir. Ülke'de kalanların ise, ya devlet memuru emeklisi, ya da çeşitli işgici alanında, ya inanç kurumuna demiri atmış, ya da çeşitli sosyal dayanışma kuruluşlarına kapağı atarak yaşamını sürdürmektedirler. Bunlardan Alevi geçinen bazıları, hatta Aleviliği temsil eden falan ocaktanım diyen/diyenlerin bir kısmı, (bin yıllardır egemen güçlerin baskıları, zulümleri yetmezmiş gibi,) dün "Alevilik gericiliktir" diye saldırırken, bugün bakıyorsun utanmadan, sıkılmadan Alevi kurumlarına demir attıkları yetmezmiş gibi, kendini Alevi dedesi olarak, çevreye yayma gayretkeşliği içindedirler...
Tabi kendilerinden sonraki kuşak, çok hızlı bir şekilde, pop, arabesk kültürüne eklemlenmiş durumda... Günümüz yeni gençliği ise, 'Me Genaracion' yani 'Ben Kuşağı' hızla gelişmektedir. Ben Kuşağı ise, vurdum duymaz bir şekilde devam ettiği müddetçe, 'Nihilistik Kuşak'ı doğurur/doğuracaktır. Bu gidaşat'ta en çok payı olanlar ise, ordan, burdan taklit ederek, ezberlediği içi boş şabloncu, teorik kavramlarla felsefe yapan, kendini kandıran zavallıların bu kötü örnek oluşundan kaynaklanmaktadır. Eğer bu yönlü sorgulanması ve eleştirilmesi gerekenler varsa, sahtekârca kendini 78 kuşağından adedenlerden başlamak gerekiyor!...
Çok iyi biliniyorki, bu şark kurnazlığıyla, sızdığı inanç veya sivil kurumlarda kendi çıkarları ve reklamını yaptırma amacındadırlar...Sen, inancım hakkında az çok bilgisi olan ve 'Alevi yol'ağını kendi erkanınca sürdüren Alevi dede'sine gerici diyerek saldıracaksın, bilmem hangi gücün işbirlikçisi diye itham edeceksin, inancımı öğrenebilmeme engel olacaksın ve yıllardır dinsiz, imansız diye hakâretlere uğramama sebep olacaksın, kaçıp sığındığın Türkiye Batı Metropolünde devlet için kırk takla atacaksın ve yıllardır uğramadığın topraklara, bir kaç soysuzla, devlet erkanını davet ederek, 'Hakk'ın rahmetine kavuşmuş ve saldırdığın dede'nin oğlunu protokole alarak, ikiden bir şhow yapacaksınız!!!
Kendini sorgulama gereği duymadan bir bakıyorsun adam; başkasının düşüncelerini değilde, siyasi sosyal olarak, (kendi üslubune göre) yazdığı yazı modunu ve yayıncılığını eleştirme zırhının arkasına sığınıyor... 'Hakk'ın rahmetine kavuşan Şair, sayın Yusuf Hayaloğlu, bir röportajında derki; " sizin neyi ne şekilde yazdığınız değil! ne anlatmak istediğiniz önemlidir!" Yazı yazan yazarı Türk aydınları tarafından onaylanmak olarak gören ve İttihatç-ı Kemalist ideoloji bağı ile düşünsel bağlarını koparamayan çoğu Kürd-Alevi şahsiyetler ne yazık ki, hâlâ çoğunluktadır. Ya da entellektüel birikimleri bu kadardır. Günümüz internet gazeteciliği alanında bir yer edinmek için özel bir çaba içerisinde olan bu kesimin yazı moduna baktığımızda düzen dili egemendir.
Yazı yazanın yazı moduna bakarak, kişinin düşüncelerini eleştirmek ne kadar ahlâki'dir?... Sen, Kürt-Alevi olduğun halde, yıllarca süren Kürd Ulusal Mücadele için, elini taşın altına koymayacaksın, ne bedelin olacak nede bedel vermiş olacaksın, ama tüm olumsuzluklarına rağmen bir özeleştiride bulunmayacaksın, yok bilmem hangi Hukukçu'yu, Sağlıkçı'yı, Eğitimci'yi, Türk devletin güvenlik rütbelisini tanıyorum diyerek, utanmadan, sıkılmadan entellektüel ayaklarına yatacaksın, Avrupadan memleket iznine gelen gurbetçinin cebine göz dikerek, biraz kırıntı elde etmek için, sızdığı inanç veya sosyal kurumun organize ettiği etkinlikte boy gösterip, davet ettiği İttihatç-i zihniyet ardılları olan kişilere el pençe duracaksın, karga kovalayan devşirme mustafa'nın dev posterini meydana asacaksın, sonrada şuh ruh hali içinde metropoldeki müstakil mekânına dönerek, karşımıza geçip pişmiş kelle gibi sırıtarak, yeni gelişmekte olan Kürd muhalif internet basın-yayın gazeteciliğini ve yayın politikasını eleştirip, sözde taraf olduğu Kürd Ulusal Mücadelesi için bir saat olsa dahi elini taşın altına koymadan kuyrukçuluğunu yapacaksın. Madem o kadar samimisin, Atatürk'ün posterinin yanına neden Apo'nun posterini asamıyorsun? kıskançlık ederek Avrupadakilere, dönünce yüz vermeyeceğiz diyeceksin, kendin girmediğin sivil toplum kurum,kuruluş bırakmayacaksın ve sivil ittiatsizlik mücadelesi sürdüren kuruluşa yönetici olanı eleştireceksin! Benim bedelimin olduğu ve bedel ödediğim örgüt,parti,yapı'yı onun mücadelesini veren kişiyi ağırda eleştirebilirim! ama çıkarı gereği örgüt,parti, kişi veya yapı, etrafında dolaşan dalkavukçu herhangi birinin eleştirmesine musade etmem!
Örneğin bizim bölgede Elbistan İlçesinde dört tane günlük yayın yapan yerel basın yayın var. Dördü de Türk devlet sistem güdümlüdür. Bir tane muhalif basın yok! peki neden yok? işte bu kişiliklerin yüzünden yok!...peki kim senin bu şarlatanlığına pirim verir? kim, seni/sizi bu duruşunla dikkate alır? Benim lügatımda bilmediğim, tanımadığım kişi, örgüt/parti yapı hakkında, değerlendirme ve yorum yapma gibi bir lüksüm yoktur. İşte bakıyorsun bu tip kişiliklere, bilmediği, tanımadığı yapılar hakkında hiç yakışık olmayan yerici davranışlar sergileyebiliyorlar...
En önemlisi, bu sahte ve kendini kandıran taklitçiliğinle saygın olabilmen/olabilmeniz mümkün müdür?
Madem (olmayan) devletin laikliğin temel sigortasısın, o zaman neden devlet senin olmuyor? bir 20 yılda sana hizmet etsin! Bakıyorsun adam müzdarip bir biçimde bittap düşmüş haliyle, AB'nin Türkiye ilerleme raporunu devlet geçiştirmek için 'Alevi Çalıştay'ları adı altında, biraz kırıntı maaş'ı ile kendilerini tekrar kendi sistemine bağlayarak sus payı vererek fit olma çabası içerisinde! pusuya girmiş pörsümüş bu zavallı kırıntı düşkünü/düşkünleri, her tarafla iyi geçinme pozisyonlarına girerek, kendini yavaş yavaş dede ilan etme çabası içindedirler...
Ama bu handikap takımı şunu çok iyi bilsin ki; geçmişte devrimci-demokrat adı altında bizim kafamıza geçirmeye çalıştıkları İttihat-Terakki Kemalist telisini, çoktan yırtarak gözlerimizi açtık! Ve bundan sonra bunları deşifre etmeye devam edeceğim...gelecek kuşaklar bunları sorgulamaya devam edecektir...
Türk devletinin; Alevi-Kızılbaşların en direnişçi insanlarını katlettikten, hapse attıktan veya sürgüne çıkardıktan sonra, geri kalanların da en kıytırık kişileriyle Alevi sorununu çözmeye çalışmasını doğru bulmuyorum. Bir Alevi ocağından olmak, Alevi yol'eri ve bütün Alevi değerlerine sahip çıkacağı ve Alevi yol'eri, Pir'i, dedesi, olduğu/olacağı anlamına gelmez! Örneğin benim zevcem yörelerce, bölgelerce tanınmış ve biz kuşakların yararlanma fırsatı tanınmadığı, büyük bir Alevi dedesinin torunudur. Fakat, çevresine bir gün dahi olsa, ben falan dedenin torunuyum dememiştir. Ama, ya aynı köylü'dür, ya uzaktan akrabası olan ise, orada burada benim amcam, dayım vs.. diyerek ismi ve mezar taşıyla övünürler. Alevi inancı; özüne doğru eşitlikçi, adaletli, özgürce savunulduğu ve doğru ifade edildiği zaman bir anlam ifade eder. Böyle olmadığı taktirde, gerisi başka dinin kuyrukçuluğunu yaparak, takkiyecilik, hürafellik yapmaktır.
Geçen bir yazım üzerine yaptığımız yazışmalı tartışmada, Şexy'inin elini öpmekten geri durmayan Sayın Selim Çürükkaya, " Yahu çık şu Alevi kuyusunda!" diye bana eleştiride bulundu. Ne hacet! kendi özüne ters düşmüş ve şimdi diyanetin vereceği maaş kırıntısına kırk takla atacak ve demokratik mücadele vermekten müzdarip pörsümüş, zavallı takım pusudayken, ben nerde Alevicilik yapmak nerde!...Yukarıda da değindiğim gibi bunlar; çevresinde dolaştıkları devrimci-demokrat şabloncu karakterle az çok bildiği Alevi dedesine saldırarak, Aleviliği tanıma fırsatı bile bize vermediler...
Değişmekte olan dünya küresel ekonomik kriz ve Türk devletin projeleri olan 'Açılım'lar sonucu ve PKK'nin sürdürdüğü mücadelenin çevresinde çıkarı için dolaşanlar ayuka çıkmaya başladı/başlayacaklardır...
Bir dönem eksiklik ve yetmezliklerimden dolayı yer yer tökezledim ve suçlamalara maruz kaldım. Fakat, bu satten sonra İttihatçı Kemalist ideolojik kurumların merkezlerinde emekli olmuş sözüm ona aydın ayaklarına yatarak demogoji yapan/yapacakların bu saate sonra taklitçi ve kıytırık şabloncu düşünceleri beni bağlayamayacağı gibi, ve çevrelerine hiç birşey veremedikleri gibi, bizede verecekleri birşeyleri olamaz!...
Şu prensip benim için kaçınılmaz bir gerçekliktir ki; politika ve politikacıların popülaritesine özenmeden doğrularımı dile getirmekten geri durmayacağım ve bu nedenle de yalnız kalmayı göze almaya devam edeceğim. Bu yaşıma kadar kimseye yaltaklanarak yaşmadım!
Bizden sonraki kuşak, sosyal, inançsal ve toplumsal olumsuzluklar hakkında yakındığı zaman işte bu 'müzdarip kuşak'ı her seferinde işaret edeciğim...
Sonuç olarak; kendi yanlışlarıyla hiçbir zaman yüzleşmeyen, kendi başarısızlıklarını sürekli egemen sistemin darbesinin üzerine atarak, kişisel çıkar peşinde olanları, gerek Türkiyede gerek Kürdistan satında, başka ulusların yaptığını bizim kuşak da yapacak suçlamalarıyla kafası karışmamış yeni nesil, bu müzdarip kuşak'ı sorgulayarak, üzerine kalın bir örtü çekip yoluna devam edecek diye umut etmekteyim…
Hoşkelam...
19.10.2009
İsmail Güner "
|
|
|
|
| |
| Giriş |  |
|
Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız. | |
| İlgili Bağlantılar |  |
| Haber Puanlama |  |
Ortalama Puan: 5 Toplam Oy: 4

| |
| Seçenekler |  |
|